Çevik Dönüşümün Tecrübesi, Agentic Dönüşümün Anahtarı Olabilir mi?
Geçen hafta Türkiye İş Bankası'nın ev sahipliğinde, WorkUp'ta çok özel bir grupla bir araya geldik. Bankacılık, telekomünikasyon, perakende, sigorta, dayanıklı tüketim, teknoloji ve turizmden gelen dönüşüm liderleri vardı. Hepsi kendi kurumunda çevik dönüşümü bizzat yürütmüş, direnci görmüş, ritüellerin zamanla amaca dönüştüğüne tanık olmuş, "bu sefer farklı olacak" cümlesini defalarca duymuş insanlardı. Gündemimiz netti. AI-Native Agility'den Agentic Organizasyonlara giden yol.
Odada ne gördük?
Gün boyu tek tek şirket hikâyelerini dinledik ama benim aklımda kalan bu hikâyeler değil, aralarındaki ortak desen oldu.
Birincisi, çeviklik bitmedi. Masadaki herkes, farklı sektörlerden gelse de aynı şeyi söyledi. Çeviklik hâlâ değerli, iş birimleri faydasını görüyor ve benimsenmiş durumda. AI bu zeminin yerine geçmiyor, bu zeminin üzerine inşa ediliyor.
İkincisi, herkes bir adım atmış. Yazılım geliştirme süreçlerine gömülü AI asistanları, test ve kod inceleme desteği, ilk agent pilotları, AI 101 ve 201 eğitimleri, yazılmaya başlanan yönetişim modelleri ve AI komiteleri... Adımların büyük kısmı hâlâ bireyi ve takımı güçlendirme seviyesinde. Organizasyonun çalışma biçimini yeniden tasarlama aşamasına biraz daha yol olduğu görülüyor.
Üçüncüsü, en çok konuşulan konu teknoloji değil, insanlardı. Yetkinlik, rollerin evrimi, yönetişim, regülasyon, güven. Yani bir dönüşümün her zaman en zor kısmı olan şeyler.
Sıradaki adım organizasyonun kendisi
Aslında odada gördüğümüz tablo, her dönüşümün doğal başlangıcı. Çevik dönüşümde de önce takımlarla başlamış, pratikleri denemiş, ilk başarıları gördükten sonra organizasyonun kendisini sorgulamaya geçmiştik. AI tarafında da benzer bir yoldan geçiyoruz. Araçlarla, pilotlarla ve eğitimlerle kurulan bu zemin çok değerli, çünkü bir sonraki adım tam da bunun üzerine atılacak.
O adım da insanların ve otonom ajanların birlikte değer ürettiği bir yapıyı tasarlamak. Takım tasarımını, karar haklarını, liderlik biçimini ve yönetişimi bu yeni denkleme göre yeniden düşünmek. Yani teknolojiden çok organizasyonla ilgili bir yolculuk.
ACM'de sık kullandığımız bir cümle var. "2030'a kadar ayakta kalan her şirket, agentic dönüşümünü gerçekleştirmiş olacak." Ben bunu bir tehdit olarak değil, bir takvim olarak görüyorum. Bu yolculuğa ne kadar erken ve bilinçli başlanırsa, geçiş de o kadar sakin ve kontrollü olacak.
Fırsat tam da burada
Salondaki insanlara bakınca bir şey dikkatimi çekti. Bu dönüşüm için gereken kasların önemli bir kısmı zaten bu ekiplerde var.
Çevik ve dönüşüm akımları, koçlar, dönüşüm ofisleri son on yılda yeni bir çalışma modelini organizasyona nasıl sokacaklarını, direnci nasıl yöneteceklerini, pilotu nasıl ölçekleyeceklerini, rolleri nasıl yeniden tanımlayacaklarını ve kültürü nasıl dönüştüreceklerini öğrendi. Agentic dönüşüm de tam olarak bunları istiyor.
Ancak bir şartla. Bu ekiplerin kendileri de dönüşmeli. Ritüelleri korumaya odaklı bir koçluk anlayışı bu yeni dönemde yetmeyecek. İş sonuçlarına ortak olan, AI'ı anlayan, insan ve ajan iş birliğini tasarlayabilen, stratejik iş ortağı konumunda bir dönüşüm yetkinliği gerekiyor. Bunu yapabilen çevik ekipler önümüzdeki dönemin en kritik dönüşüm liderleri olabilir. Yapamayanlar ise tarif ettikleri dünyanın dışında kalabilir.
Prensipler bitmedi, çalışmaya devam
Günün ikinci yarısında, toplulukla birlikte son haline getirmek istediğimiz Agentic Organizations Principles'ı ortaya koyduk. Açık konuşmak gerekirse, önerimizin tamamı kabul görmedi. Bazı ilkeler itiraz aldı, bazıları yeniden yazıldı, bazıları hâlâ tartışmaya açık.
Bu tam da istediğimiz şeydi. Prensipler bu dönüşümü bizzat yaşayacak insanların tartışmasıyla şekillenmeli. O yüzden çalışmaya devam ediyoruz ve 9 Ekim'de aynı grupla online olarak yeniden buluşuyoruz. Manifestoyu olgunlaştırdığımızda sizinle Agentic Organizations Summit'te paylaşacağız.
Son söz
2016'da ilk defa Agile Türkiye Summit'e bir katılımcı olarak katıldığımda, çevikliğin bu kadar çok kurumun gündemine gireceğini tahmin eden çok az kişi vardı. Bugün agentic organizasyonlar için benzer bir eşikteyiz.
Bu eşiği en iyi geçecek olanlar belki de en iyi teknolojiye sahip olanlar değil, dönüşümün insan tarafını en iyi bilenler olacak.
Bu konuların tamamını ve daha fazlasını, 26 Kasım'da Wyndham Grand İstanbul Levent'te gerçekleştireceğimiz 14. zirvemiz Agentic Organizations Summit'te derinlemesine tartışacağız.
Bize katılan, deneyimlerini ve sorularını cömertçe paylaşan tüm dönüşüm liderlerine ve ev sahipliği için İş Bankası'na teşekkür ederim.
Yorumlar