Mimarın Kararları: CHRO'nun Üç Sorusu
Yıl: M.Ö. 1750.
Yer: Mezopotamya.
Babil kralı Hammurabi kanunlarını taşa yazdırıyor. İki yüz yirmi dokuzuncu madde kısa ve net: Bir mimar bir ev inşa eder, ev çöker ve ev sahibi hayatını kaybederse, evin mimarı da aynı sonla karşılaşır.
Bu kanun yaklaşık olarak üç bin yedi yüz yıl önce yazıldı. Kanunların içinde yer alan bu ilke bugün bile hâlâ ayakta: “kararı veren, sonucuna katlanmalı”.
Şimdi günümüze geri dönelim. Bir plazada cam kaplı bir çalışma odası hayal edin. Odanın girişindeki tabelada CHRO yazılı. Odada bir masa ve masanın üzerinde üç ekran açık. Ekranda bir algoritma şirkete başvuru yapan bir adayı eliyor. Bir başkası performansı puanlıyor. Üçüncüsü, bu yıl kimin ayrılacağını söylüyor.
Buraya kadar her şey çok güzel. Peki bir aday, algoritma yüzünden işe alınmadığını öğrenir ve dava açarsa, mahkemede kim katılacak?
Tamda bu noktada Hammurabi'nin sorusu, üç bin yedi yüz yıl sonra geri dönüyor. Bu kez taş tablette de değil üstelik. Yönetim kurulu masasında.
Serinin geldiği nokta.
Birinci bölümde: yapay zeka dönüşümünde asıl meselenin teknolojide değil, insan ve organizasyon tasarımında olduğunu söyledik.
İkinci bölümde ise: AI’ın bazı görevlerde parladığını, bazılarındaysa yanıltıcı olabildiğini gösterdik. Yapay zekanın yapabileceklerinin sınırını görmenin, kararı görmek olduğunu anladık.
Üçüncü bölümde geldiğimiz nokta şu: bahsettiğimiz o sınırı kim çizecek, aynaya gerçekten kim bakacak ve herhangi bir hata yapıldığında kim sorumlu olacak?
CHRO'nun masasında, bu üç soruyla başlayan bir mimari karar süreci var. Önümüzdeki beş yılda organizasyonun nasıl görüneceği, bugün bu üç sorunun yanıtında saklı.
Soru 1: Sınırı kim çiziyor?
Hangi karar algoritmaya, hangi karar insana ait?
Türkiye İstatistik Kurumu'nun Ekim 2025'te yayımladığı verilere göre, 250 ve üzeri çalışanı olan Türk işletmelerinin %24,1'i yapay zeka teknolojilerinden yararlanıyor; bu oran 2021'de tüm işletmeler arasında yalnızca %2,7'ydi.⁽1⁾
Yani büyük Türk şirketleri AI'ı çoktan masaya getirmiş durumda. Asıl soru şu: kararı kim alıyor?
Yapay Zeka Politikaları Derneği'nin (AIPA) Türkiye'de 12 ilde 1.225 işletmeyle yürüttüğü araştırma, AI yatırımının nereden başladığını gösteriyor: pazarlama (%27,7), müşteri ilişkileri ve analitik (%25,3). İK ve insan yönetimi süreçleri listede dikkat çekici şekilde geride.⁽2⁾ Bu, basit bir yatırım sıralaması değil. Bu, kimin masada olduğunun bir göstergesi.
Sınırı kimin çizdiğini sormazsanız, sınırı yazılım sağlayıcısı çizer.
Hangi karara nereden müdahale edileceğine, hangi metriğin ölçüleceğine, neyin algoritmaya teslim edileceğine, masada olmayan CHRO yerine, yazılım sağlayıcısı ürün yol haritasını yazan mühendis karar verir.
İkinci bölümde Harvard Business School ile BCG'nin 758 danışmanla yürüttüğü deneyden bahsettik: AI'ın 'tırtıklı sınır'ı içinde danışmanlar daha hızlı ve daha kaliteli sonuç üretti, sınır dışındaki görevlerde performans düştü.
Bu sınırı kim çiziyor olmalı?
CHRO. Çünkü bu sınır, sadece bir teknoloji kararı değil; bir yetki dağılımı kararı. Hangi işin algoritmaya, hangi işin insana ait olduğunu, organizasyonun yapısını bilen biri tariflemeli.
CHRO masada yoksa, sınır yine çiziliyor. Sadece sınırı çizen bir başkası oluyor.
CHRO'nun sorması gereken: Şu an organizasyonumda hangi kararlar bir algoritmaya devredilmiş durumda ve bu devri kim onayladı?
Soru 2: Aynaya kim bakacak?
AI'ın gösterdiği örüntüleri kim sorgulayacak?
Birinci bölümde yapay zekanın bir ayna işlevi gördüğünü söyledik. Ölçülebileni gösteren, ölçülemeyeni karanlıkta bırakan bir ayna.
Aynanın ötesinde oldukça önemli başka bir nokta daha var. Organizasyonunuzda o aynaya bakan biri olmalı. Hatta, aynaya baktığında gördüğünü sorgulayabilen biri.
KPMG ve Melbourne Üniversitesi'nin 47 ülkede 48.000 kişiyle yürüttüğü 2025 Trust in AI araştırmasında çarpıcı bir Türkiye verisi var: Türkiye'deki insanların %56'sı yapay zeka sistemlerine güvenmek istediğini söylüyor. Aynı oran gelişmiş ekonomilerde %39'da kalıyor.⁽3⁾
Yani Türk çalışanı, AI sistemleriyle çalışmaya açık. Sorun çalışanın direnişi değil; kapının arkasında onu nasıl bir tasarımın karşılayacağı.
Çünkü güven, mimari tasarımın yerine geçmez.
MIT Sloan'dan Kellogg, Stanford'dan Valentine ve Christin'in Academy of Management Annals'da yayımlanan 2020 derlemesi, algoritmaların organizasyonel kontrolü altı mekanizma üzerinden uyguladığını gösteriyor: kısıtlama, öneri, kayıt, derecelendirme, değiştirme ve ödüllendirme.⁽4⁾
Yazarların ifadesiyle, algoritmalar yöneticilerin işgücünü değerlendirmek için kullandığı, çalışanların ise direndiği 'tartışmalı bir alan' yaratıyor.
Bu mekanizmaları kim denetleyecek?
Yine ikinci bölüme dönelim. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin 2025 deneyi şunu gösterdi: insan denetçiler, adil ve önyargılı AI tavsiyelerini eşit olasılıkla takip ediyor. 'Döngüdeki insan' modeli, tek başına AI önyargısını engellemiyor.
Yani sıradan bir denetim yetmiyor. Aynaya bakacak kişinin iki niteliği olmalı: aynanın ne gösterdiğini anlama yetkinliği ve gördüğünü reddedebilme yetkisi.
Aynaya bakmak bir teknoloji meselesi değil. Bir yetki meselesi.
Türk çalışanı güveniyorsa, bu güveni boşa çıkarmak da bir mimari karardır. Bu kararı, algoritmaya değil, organizasyona hesap veren ve yetkilendirilmiş bir İK profesyoneli vermeli.
CHRO'nun sorması gereken: Bu organizasyonda algoritmanın kararlarını sorgulayabilecek, gerektiğinde reddedebilecek kim var? Bu kişi yeterince güçlü mü?
Soru 3: Kırılma noktasında kim duracak?
Sistem yanılttığında, hata yapıldığında, biri zarar gördüğünde kim sorumlu olacak?
İkinci bölümde mühendislik dilinden bir metaforu konuştuk: kırılma noktası. Bir malzemenin baskıya dayanabildiği maksimum sınır olarak kısaca tarifleyebiliriz.
AI sistemleri için de bir kırılma noktası var. Bir aday yanlış elendiğinde, bir performans skoru yanlış verildiğinde ya da bir terfi kararı algoritma tarafından sessizce şekillendirildiğinde de bu kırılma noktası kavramından bahsetmek mümkün.
Hammurabi'nin sorusunu hatırlayın: ev çöktüğünde, kim sorumlu?
Avrupa Birliği bu sorunun yasal cevabını verdi. 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe giren Yapay Zeka Yasası (Regulation EU 2024/1689), işe alım, aday seçimi, terfi, işten çıkarma ve performans değerlendirmesinde kullanılan AI sistemlerini Annex III kapsamında 'yüksek riskli' (high-risk) olarak sınıflandırıyor.⁽5⁾
Bu sistemler için insan denetimi, şeffaflık, eğitim verisinin önyargı denetimi ve etkilenen çalışana açıklama hakkı zorunlu hâle geldi.
Atlantik'in öte yakasında benzer bir sınırlandırma var. ABD Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonu (EEOC), 2022 ve 2023'te yayımladığı teknik rehberlerde, AI tabanlı işe alım araçlarını Engelli Amerikalılar Yasası (ADA) ve Sivil Haklar Yasası Bölüm VII kapsamında 'seçim prosedürleri' olarak değerlendirmeye aldı; ayrımcı sonuçlar üreten algoritmalar için işveren sorumluluğu netleştirildi.⁽6⁾
Türkiye'nin durumu farklı. Yapay zeka özelinde bir yasa henüz mevcut değil; meclis araştırma komisyonu kuruldu, bir kanun teklifi 2024'te sunuldu, ama olgun bir çerçeve henüz yok.
Bu durum bir özgürlük değil, bir kırılganlık.
Çünkü AB Yapay Zeka Yasası'nın ekstrateritoryal kapsamı var: Avrupa'da operasyon yapan ya da AB'li adayları değerlendiren Türk şirketleri de uyum yükümlülüğüne girebiliyor. Yani Türkiye'de hesap verebilirlik şu an yasal değil, ahlaki bir mesele. Maalesef bu durum daha da kırılgan bir zemin yaratıyor.
Hesap verebilirlik tasarım aşamasında çözülür. Kriz anında değil.
Bir adayın algoritma yüzünden işe alınmadığını öğrenip dava açtığı an, sorulacak soru şu olacak: bu kararın arkasında bir insan var mıydı? Varsa kim? Yetkisi neydi? Kararı sorgulayabildi mi?
Bu cevaplar tasarım defterine bugün yazılmazsa, mahkeme salonunda yazılmak zorunda kalınabilir.
CHRO'nun sorması gereken: Algoritma yanlış karar verdiğinde, bu organizasyonda kim sorumluluk alacak?
Mimarın kararı.
Üç soru. Üç mimari karar.
Sınırı çizmek bir yetki sorusu. Aynaya bakmak bir denetim sorusu. Kırılma noktasında durmak bir hesap verebilirlik sorusu.
Üçü birden CHRO'nun masasında.
Bu üç soruya yazılı, denetlenebilir, yönetim kurulunun onayıyla cevap verilmediği sürece, yapay zekanın getirdiği dönüşüm, birinci bölümde söylediğimiz %70'lik insan ve organizasyon tasarımı kısmı, havada kalır.
CHRO bu üç sorunun yanıtını verdiği anda, bir teknisyen olmaktan çıkar; sistem tasarımcısı olur.
Hammurabi'nin mimarı taş tabletten konuşuyordu. Bugünün mimarı, dijital bir sistemin etrafında.
Ama ilke aynı: kararı veren, sonucun arkasında durmalı.
Cevap, CHRO'nun masasında.
Şirketinizdeki son AI yatırımı kararını düşünün. Hangi soruyu kim sordu? Hangi yanıt yazılı? Hangi sorumluluk belli?
Cevaplar masada değilse, mimar henüz görevde değildir.
Böylece, "İK'nın Yeni Mimarları" serisini tamamlamış olduk. Üç bölümde ayna, sınır ve mimar metaforları üzerinden yapay zekanın insan kaynaklarına getirdiği soruları birlikte değerlendirdik. Sıradaki adım, bu soruların yanıtını organizasyonunuzda aramak olacak.
KAYNAKLAR
[1] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (1 Ekim 2025). "Yapay Zeka İstatistikleri, 2025." Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması verilerine dayanarak hazırlanmıştır. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yapay-Zeka-Istatistikleri-2025
[2] Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) & Kuantum Araştırma. (Kasım 2024). "Gelecek Araştırması: İşletmelerde Yapay Zeka Algısı-3." 12 ilde 1.225 işletmeyle yürütülen Türkiye temsili araştırma. https://www.kuantumarastirma.com/wp-content/uploads/2026/04/yapay-zeka-politikalari-aipa-dernegi-gelecek-arastirmasi-isletmelerde-yapay-zeka-algisi-3_1.pdf
[3] Gillespie, N., Lockey, S., Ward, T., Macdade, A., & Hassed, G. (2025). "Trust, Attitudes and Use of Artificial Intelligence: A Global Study 2025." University of Melbourne and KPMG. DOI 10.26188/28822919. 47 ülkede 48.340 kişiyle yürütülen araştırma; Türkiye gelişmekte olan ekonomi sınıflandırmasında yer almaktadır. https://kpmg.com/xx/en/our-insights/ai-and-technology/trust-attitudes-and-use-of-ai.html
[4] Kellogg, K. C., Valentine, M. A., & Christin, A. (2020). "Algorithms at Work: The New Contested Terrain of Control." Academy of Management Annals, 14(1), 366–410. "6 Rs" çerçevesi: Restricting, Recommending, Recording, Rating, Replacing, Rewarding. https://journals.aom.org/doi/10.5465/annals.2018.0174
[5] European Union. (13 Haziran 2024). Regulation (EU) 2024/1689 on Artificial Intelligence (AI Act). 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe girmiştir. Annex III, Madde 4 (Employment, workers management) — işe alım, çalışan değerlendirme, terfi, işten çıkarma kararlarında kullanılan AI sistemleri "yüksek riskli" olarak sınıflandırılmıştır. https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2024/1689/oj
[6] U.S. Equal Employment Opportunity Commission (EEOC). (Mayıs 2022 & Mayıs 2023). "The Americans with Disabilities Act and the Use of Software, Algorithms, and Artificial Intelligence to Assess Job Applicants and Employees" + "Assessing Adverse Impact in Software, Algorithms, and Artificial Intelligence Used in Employment Selection Procedures Under Title VII of the Civil Rights Act of 1964." https://www.eeoc.gov/eeoc-disability-related-resources/artificial-intelligence-and-ada
Yorumlar